
Single · 24 Ekim 2026
Cevr ve Naz
- Söz
- Selîmî (Yavuz Sultan Selim)
- Müzik
- Divane
Sözler
Gözlerin fitnede Ebrûn ile enbâz mı ki Dil asılmaya razı Zülfüne canbâz mı ki Bizi kahr eylediğin Lütfuna âgâz mı ki
Ne bu Şîve mi Cevr mi Naz mı
Gönül avlamada Âlem bilir üstâdlığın Aman sakın Âleme yayılmaya bîdâdlığın Bilmem sırrı nedir Bilmiş iken yâdlığın
Ne bu Şîve mi Cevr mi Naz mı
Dil nedir nesne mi Var mı aşk oduna yakmadığın Aşk zincîrine Gerdan mı kodun takmadığın Beni gördüğünde Yüzün dönüp bakmadığın
Ne bu Şîve mi Cevr mi Naz mı
Bu Selîmî kuluna Cevri revân eylediğin Bunca sıdkın Reh-i aşkında yalan eylediğin Yüzün gösterip Sonra nihân eylediğin
Ne bu Şîve mi Cevr mi Naz mı
■ Nakarat
Sözlük
- Fitne
- Karışıklık, kargaşa. Şiirde sevgilinin gözlerinin ve kaşlarının âşığın aklını başından alması, gönlünü karıştırması anlamında kullanılmıştır.
- Ebrû
- Kaş. “Ebrûn ile enbâz mı ki”: Gözlerin, gönlü karıştırmakta kaşlarınla ortak mı?
- Enbâz
- Ortak, eş, şerik. İlk dizelerde sevgilinin gözleri ve kaşları, âşığı etkilemek için birlikte hareket eden iki ortak gibi düşünülür.
- Dil
- Gönül, yürek. Buradaki “dil”, konuşma organı değil, âşığın gönlüdür.
- Zülf
- Sevgilinin saçı, saç lülesi. Şiirde gönlü kendine bağlayan, âşığı esir eden saç tellerini ifade eder.
- Cânbâz
- Canıyla oynayan, canını tehlikeye atan kimse; cambaz. Gönlün, bir ip cambazı gibi sevgilinin saç teline asılması ve aşk uğruna kendini tehlikeye atması anlatılır.
- Kahr
- Eziyet etme, incitme, üzme. Sevgilinin âşığa çektirdiği acıyı ifade eder.
- Lütuf
- İyilik, ihsan, ilgi. Burada sevgilinin âşığa göstereceği yakınlık ve merhamettir.
- Âgâz
- Başlama, başlangıç. “Lütfuna âgâz mı ki”: Bana çektirdiğin bu acı, göstereceğin iyiliğin başlangıcı mı?
- Şîve
- İşve, eda, cilve; sevgilinin kendine özgü tavrı. Nakaratta âşık, sevgilinin davranışlarının cilve mi, eziyet mi, naz mı olduğunu sorgular.
- Cevr
- Eziyet, cefa, haksızlık. Sevgilinin ilgisizliği ve uzak durması yüzünden âşığın çektiği sıkıntıdır.
- Naz
- Sevgilinin kendini ağırdan alması, ilgisini hemen göstermemesi; âşığın özlemini artıran tavırlar.
- Üstâdlık
- Ustalık, hüner. “Gönül avlamada âlem bilir üstâdlığın”: Gönülleri kendine bağlamakta ne kadar usta olduğunu herkes bilir.
- Bîdâdlık
- Zulüm, adaletsizlik, acımasızlık. “Âleme yayılmaya bîdâdlığın”: Âşığa çektirdiğin cefalar herkesçe duyulmasın.
- Yâdlık
- Yabancılık, yabancı gibi davranma. Âşığın, kendisini tanıyan sevgilinin ona bir yabancıymış gibi davranmasına duyduğu şaşkınlığı anlatır.
- Od
- Ateş. “Aşk odu”, âşığı yakıp kavuran aşk ateşidir.
- Gerdan
- Boyun. “Aşk zincîrine gerdan mı kodun takmadığın”: Aşkının zincirine bağlamadığın bir boyun, kendine âşık etmediğin biri kaldı mı?
- Revân
- Akan, yürüyen, ilerleyen. “Cevri revân eylemek”, bu şiirde âşığa cefa çektirmek, eziyeti sürdürmek anlamında yorumlanabilir.
- Sıdk
- Doğruluk, sadakat, içten bağlılık. Aşk yolundaki samimiyeti ve bağlılığı ifade eder.
- Reh-i aşk
- Aşk yolu. Âşığın sevgi, özlem ve cefa içinde yürüdüğü yol.
- Nihân
- Gizli, saklı. “Yüzün gösterip sonra nihân eylediğin”: Yüzünü göstererek umut verip ardından yeniden gizlenmen.
- Selîmî
- Yavuz Sultan Selim’in şiirlerinde kullandığı mahlas, yani şair adı.